Shopping cart
Your cart empty!
Isparta’nın Yörük ve Türkmen köylerinde gelişen kilim dokumacılığı, geçmişte evlerde kullanılan örtülerden heybeye ve çuvallara kadar pek çok ürünün üretildiği bir el sanatıydı. Yörede “yanış” adı verilen motifler, geleneksel dokuma teknikleri ve yün ipliğinden elde edilen renklerle şekillenen bu kültür bugün giderek azalıyor.
Isparta’nın kültürel mirası yalnızca gül bahçeleri ve el dokuması halılarla sınırlı değil. Şehrin geleneksel el sanatları arasında yer alan kilimcilik de geçmişte gündelik yaşamın önemli bir parçasıydı. Özellikle Yörük köylerinde gelişen bu gelenek, hem evlerde kullanılan eşyaların üretilmesini hem de çeyiz hazırlığını ve aile bütçesine katkı sağlamayı mümkün kılıyordu.
Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün geleneksel el sanatları kayıtlarında kilim dokumacılığının Yörük köylerinde daha yaygın olduğu, Türkmen köylerinde de bu geleneğin görüldüğü aktarılıyor. Kilimin yanında heybe, çanta, çuval ve farklı kullanım amaçlarına yönelik düz dokumalar da üretiliyordu.
Isparta Medya olarak bu kez kilimlerin yalnızca nasıl dokunduğuna değil, desenlerine verilen yerel adlara, üretim sırasında kullanılan yöntemlere ve bu geleneğin bugün neden korunmaya ihtiyaç duyduğuna bakıyoruz.
Kilim, Anadolu’da göçebe ve yerleşik yaşamın ihtiyaçlarıyla birlikte gelişen geleneksel dokuma türlerinden biri. Isparta yöresinde de Yörük ve Türkmen topluluklarının yaşam biçimi, dokuma ürünlerinin çeşitlenmesinde etkili oldu.
Geçmişte kilimler yalnızca yere serilen örtüler değildi. Evlerde kullanılan yaygılar, çeyiz için hazırlanan dokumalar, eşyaları taşımaya yarayan heybeler ve çuvallar bu üretimin parçaları arasındaydı. Kullanım amacına göre farklı boyutlarda ve tekniklerde ürünler hazırlanıyordu.
Dokumacılık, tarla ve bahçe işlerinin azaldığı dönemlerde evde sürdürülebilen bir uğraş olarak da önem taşıyordu. Böylece kilim, gündelik ihtiyacı karşılayan bir eşya olmanın yanı sıra el emeğinin ekonomik değer kazandığı bir üretim alanına dönüşüyordu.
Ancak modern örtülerin yaygınlaşması, hazır ürünlerin kullanımının artması ve gençlerin bu mesleğe daha az ilgi göstermesiyle geleneksel kilim dokumacılığı gerilemeye başladı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün kayıtlarında da yörede bu üretimin giderek azaldığı belirtiliyor.
Kilim ve halı aynı şey değildir. İkisi de geleneksel dokuma kültürünün ürünleri olsa da üretim yöntemleri ve yüzey özellikleri bakımından ayrılır.
Kilim, temel olarak atkı ve çözgü ipliklerinin birbirine geçirilmesiyle oluşturulan düz dokumadır. Yüzeyinde halıdaki gibi hav oluşturan düğümlü bir tabaka bulunmaz. Bu nedenle kilimler genellikle daha düz ve ince bir görünüme sahiptir.
Halı ise geleneksel el dokumasında çözgü iplikleri üzerine ilmeklerin bağlanmasıyla oluşturulur. İlmekler yüzeyde hav meydana getirir. Halının kalınlığı ve dokusu; ipliğe, düğüm yapısına, sıklığına ve üretim tekniğine göre değişir.
Kilimlerin düz yapısı, onları yalnızca yer örtüsü olarak değil; heybe, çanta, çuval ve farklı ev eşyalarında kullanılabilecek ürünler hâline de getiriyordu. Isparta yöresinde düz dokumaların farklı amaçlarla üretilmesi, bu el sanatının gündelik hayatla doğrudan bağlantısını gösteriyor.
Isparta yöresindeki düz dokumalar arasında kilim, cicim, zili ve sumak gibi tekniklerle hazırlanan örnekler bulunuyor. Bu teknikler, ipliklerin dokuma yüzeyinde nasıl kullanıldığına ve desenin nasıl oluşturulduğuna göre birbirinden ayrılıyor.
İlikli kilim: Desenin oluşturulması sırasında renk alanlarının sınırlarında dikey boşluklar, yani ilikler meydana gelebilir. Dokuma sırasında bu boşlukların büyüklüğü ve yerleşimi desenin görünümünü etkiler.
İliksiz çapraz kilim: Renk alanlarının birleşiminde ilik oluşumunu azaltan veya ortadan kaldıran bir dokuma yaklaşımıdır. İpliklerin birbirine bağlanma biçimi, desen sınırlarının görünümünü değiştirir.
Eğri atkılı kilim: Atkı ipliklerinin desenin gerektirdiği doğrultuda ilerletilmesiyle farklı çizgiler ve biçimler oluşturulabilir. Bu yöntem, dokuma yüzeyinde geometrik desenlerin ortaya çıkmasına yardımcı olur.
Cicim: Temel dokuma yüzeyinin üzerine ek ipliklerle desen oluşturulabilen bir tekniktir. Desenler yüzeyde belirginleşebilir ve dokumaya farklı bir görünüm kazandırabilir.
Zili ve sumak: Ek ipliklerin kullanımıyla yüzeyde farklı desen ve doku özellikleri meydana getiren geleneksel dokuma teknikleridir. Kullanılan ipliğin geçiş biçimi, desenin görünümünü ve dokumanın yapısını etkiler.
Yörede “soyfana” adı verilen dokumalar da kayıtlarda yer alıyor. Bunlar yaklaşık 90 santimetre eninde ve 250 santimetre boyunda tek kanat olarak dokunabiliyor, daha sonra ortadan dikilerek çift kanat hâline getirilebiliyordu. “Farda” adı verilen, çift kanatlı ve konturlu zili tekniğiyle hazırlanmış yer yaygıları da yöresel dokuma örnekleri arasında bulunuyor.
Bu adlar ve teknikler, Isparta kilimciliğinin yalnızca tek tip bir üründen oluşmadığını; kullanım amacına, yöreye ve dokuma yöntemine göre çeşitlendiğini gösteriyor.
Isparta yöresinde kilim motifleri için kullanılan yerel adlardan biri “yanış”. Bu kelime, dokumanın desen dünyasını anlamak açısından önemli. Çünkü motifler yalnızca görsel süsleme unsurları değil; dokuyucuların belirli şekilleri tanımlamak için kullandığı geleneksel isimleri de taşıyor.
Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün kayıtlarında Kirtmeli Kilim, Toplu Namazlık, Kırmızı Namazlık, Taraklı ve Kırmızı Taraklı gibi adlar yer alıyor. Bunların yanında Ayak, Keklik Ayağı, Sevdim Dolaştım, Çatak, Armut veya Mihrap, Karga Burun, Aklısu, Çolaksu, Ayna, Kuş veya Oğlancık, Kurbağa, Koç Boynuzu, Tavşan Topuğu, Eli Belinde ve Karnı Yarık gibi yerel motif isimleri de kaydedilmiş.
Bu isimlerin bir bölümü biçime, hayvanlara, bitkilere veya günlük hayatta karşılaşılan nesnelere benzetmeler içeriyor. Ancak bir motifin adından yola çıkarak mutlaka belirli bir duyguyu anlattığını söylemek doğru olmaz. Desenin adı, geleneksel kullanım biçimi ve ona yüklenen anlam her zaman aynı şey değildir.
Anadolu dokumalarında bazı motifler, geleneksel halk kültüründe belirli düşüncelerle ilişkilendiriliyor. Ancak bu yorumların bütün yörelerde aynı şekilde geçerli olmadığını unutmamak gerekiyor.
Burada önemli bir ayrıntı var: Bu yorumlar Anadolu dokumalarında yaygın olarak karşılaşılan sembolik açıklamalardır. Isparta’da kaydedilmiş her yanışın aynı duyguyu veya düşünceyi temsil ettiğini gösteren ayrı bir kanıt bulunmadıkça, bu anlamları doğrudan yöreye özgü kesin bilgiler gibi sunmamak gerekir.
Isparta kilimciliğini farklı kılan unsurlardan biri de motiflerin yerel adlarla tanınmasıdır. Bu isimlerin kayıt altına alınması, dokuma geleneğinin yalnızca ürün olarak değil, sözlü kültür ve yerel bilgi olarak da korunmasına katkı sağlayabilir.
Geleneksel dokumacılıkta renk elde etmek, üretimin önemli aşamalarından biriydi. Isparta yöresine ilişkin kültürel kayıtlarda geçmişte kök boya ve bitkisel malzemelerden yararlanıldığı aktarılıyor.
Kayıtlarda karamık çalısından sarı, çivit kullanılarak mavi ve yeşil tonları, soğan kabuğu ve bazı kök bitkilerinden kırmızı tonlar, ceviz kabuğundan ise kahverengi elde edilmesi gibi örnekler yer alıyor. Boyama işlemi, kullanılan bitkiye, uygulama yöntemine ve ipliğin işlemden nasıl geçirildiğine göre farklı sonuçlar verebiliyordu.
Günümüzde ise hazır iplikler ve sentetik boyalar daha yaygın kullanılabiliyor. Bu nedenle her geleneksel görünümlü kilimin doğal boyayla üretildiğini varsaymak doğru değil. Bir ürünün doğal boyalı olduğu iddia ediliyorsa üreticiden kullanılan malzemeler ve üretim yöntemi hakkında bilgi alınması gerekiyor.
Renklerin duygusal anlamları da dikkatle ele alınmalı. Kırmızı, mavi, yeşil veya sarı gibi renkler kişide farklı izlenimler oluşturabilir; fakat her rengin bütün dokumalarda değişmez bir anlam taşıdığını söylemek mümkün değil. Kilimde renk seçimi, desenin görünümünün yanında dönemin beğenileri, malzeme imkânları ve dokuyucunun tercihleriyle de şekilleniyor.
Geleneksel düz dokumalarda kullanılacak iplik, üretimin temelini oluşturuyordu. Yün ipliği kullanılacaksa yünün hazırlanması, temizlenmesi ve eğrilmesi gerekiyordu. Keçi kılından yapılan dokumalarda ise ilkbaharda kırkılan kıllar ayrıştırılarak iplik hâline getiriliyordu.
Isparta yöresine ilişkin kayıtlarda keçi kılının “tarak” adı verilen bir araçla ayrıştırıldığı, yıkandıktan sonra kirmenle eğrilip bükülmeye hazırlandığı anlatılıyor. Bu süreç, kullanılan malzemenin dokumaya uygun hâle getirilmesini sağlıyordu.
Hazırlanan iplikler tezgâhta çözgü ve atkı düzenine göre işleniyor, desenler dokuma sırasında oluşturuluyordu. Üretilecek ürünün boyutu ve kullanım amacı da seçilen tekniği etkiliyordu. Yer yaygısı, heybe, çanta veya çuval aynı amaçla kullanılmadığı için ölçüleri ve dokuma özellikleri de değişebiliyordu.
Bu üretim biçimi, kilimciliğin yalnızca tezgâhta geçen bir iş olmadığını gösteriyor. Malzemenin hazırlanması, ipliğin oluşturulması, renklerin seçilmesi ve desenin dokunması birbirini tamamlayan aşamalardı.
Kilim ve düz dokumalar, geçmişte yalnızca ev içindeki ihtiyaçları karşılamıyordu. Isparta yöresine ilişkin kültürel kayıtlarda bazı dokumaların düğünlerde ve cenaze geleneklerinde de kullanıldığı belirtiliyor.
Yörük köylerinde dokumaların cenazelerde tabutların üzerine örtüldüğü, daha sonra köy camisinde bırakıldığı örnekler kaydedilmiş. Düğünlerde ise gelin evinden gelin alınırken atın üzerine veya arabaların ön tarafına heybe, torba ve yastık boyutlarında dokumalar asıldığı; bunların at ya da araba sahibine hediye edildiği aktarılıyor.
Bu örnekler, dokumaların gündelik yaşamın yanı sıra toplumsal ilişkiler ve törenlerle de bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bu uygulamaları bütün Isparta köylerinde aynı biçimde yapılan, değişmez gelenekler olarak değerlendirmemek gerekiyor. Gelenekler köyden köye ve dönemden döneme farklılık gösterebilir.
Geleneksel kilimciliğin gerilemesinde birden fazla etken bulunuyor. Hazır ve seri üretim örtülerin yaygınlaşması, el dokuması ürünlerin daha fazla zaman ve emek gerektirmesi, gençlerin bu mesleğe ilgi göstermemesi ve usta bilgisinin yeni kuşaklara aktarılamaması bunların başında geliyor.
Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, kilim dokumacılığının yörede giderek azaldığını ve dokumayı sürdürenlerin önemli bir bölümünün otuz yaşın üzerindeki kadınlardan oluştuğunu belirtiyor. Bu tespit, mesleğin devamı için eğitim ve üretim olanaklarının önemini gösteriyor.
2013 yılında Akdeniz Sanat dergisinde yayımlanan Rengin Oyman imzalı “Isparta Yöresindeki Bazı Yörüklere Ait Düz Dokuma Örnekleri” başlıklı akademik çalışma da Isparta yöresindeki kilim, cicim, zili ve sumak gibi düz dokumaları ele alıyor. Çalışma, bu ürünlerin hem kullanım hem çeyiz hem de gelir elde etme amacıyla üretildiğine dikkat çekiyor.
Bu tür araştırmaların önemi, yalnızca geçmişte hangi ürünlerin dokunduğunu kaydetmekle sınırlı değil. Yerel motif adlarının, tekniklerin, malzemelerin ve kullanım biçimlerinin belgelenmesi, ileride bu geleneği öğrenmek isteyenler için de kaynak oluşturuyor.
Bir el sanatının korunması için yalnızca eski örnekleri sergilemek yeterli değil. Dokuma bilgisinin yeni kuşaklara aktarılması ve üreticilerin emeklerinin karşılığını alabilmesi de gerekiyor.
Bu adımların kalıcı sonuç vermesi, dokumacılığın yalnızca tanıtım etkinliklerinde hatırlanan bir gelenek olmaktan çıkıp sürdürülebilir bir üretim alanı hâline gelmesine bağlı.
Isparta kilimleri, geçmişte kullanılan eşyaların ötesinde bir üretim bilgisini temsil ediyor. İpliğin hazırlanmasından yanışların adlandırılmasına, renklerin elde edilmesinden dokumanın kullanım amacına kadar pek çok ayrıntı, yörede oluşan kültürel birikimin parçası.
Bugün bu geleneğin azalması, yalnızca kilim üretiminin düşmesi anlamına gelmiyor. Yerel motif adlarının, dokuma tekniklerinin ve bu bilgileri taşıyan ustaların deneyimlerinin kaybolma ihtimalini de beraberinde getiriyor.
Isparta’nın halıcılık mirasıyla birlikte ele alındığında kilimcilik, şehrin el sanatları tarihinin başka bir yönünü ortaya çıkarıyor. Bu kültürü yaşatmak, geçmişte dokunan ürünleri hatırlamak kadar onları meydana getiren bilgiyi korumayı, üreticileri desteklemeyi ve yeni kuşakların bu geleneği öğrenmesini sağlamayı da gerektiriyor.
Yorumlar
Okuyucu görüşleri editör onayından sonra yayınlanır.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum Yap
Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.